GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU


AVRUPAYA ACIYINIZ

Avrupa, Buhar makinesi,Elektrik motörü ve Füzelerine sıkı sıkı sarılır ve Ben… Ben… ben… diye göğsünü yumruklar durur… Haklıdır da !…Evrensel uygarlıklara büyük katkıda bulunmuştur…Ama…geriye baktığında, kimdir, nedir, nereden gelmiştir…Büyük bir boşlukla karşılaşır..…yanıt bulmak için çabalar durur ?
Mağara döneminden beri var olan Avrupa, bir türlü ilkellikten kendini kurtamamış tarih’e ilk adımını atmak için çok geç kalmıştır :
Fransa tarihi (+ 500)de başlar
İngiltere aynidir
Almanya( -200)e kadar iner
İtalya, (-700)…tarihi, Etrüsklerle başlar
Yunan, (-700)…Pelasg’lar sayesinde ilkellikten kurtulur.
Holanda, Belçika vb.. bir takım devletler vardır…onları saymanın gereği yoktur.
iskandinavlar…ilerki sahifelerde görülecektir.Evet, nihayet tarihe ayak basmışlardır ama,. Yazı’ları, Dil’leri Din’leri dışardan gelmiştir, Avrupa icadı değildir.
Evrensel uygarlıkta geç kalmış, 2700 yıllık tarihleri ile, küçük dağları ben yarattım kabîlinden, Türkler AB’ye girmek istediğinde hemen geleneksel ‘’Türkofobi’’leri ayağa kalkarlar :
Türkler uygarlıktan nasîbini alamamış ilkel bir sürüdür…
Aramızda büyük bir kültür farkı vardır…Zaten onlar, yakmak ve yıkmak’tan başka hiç bir şey yapmamışlardır… Evrensel Uygarlık için zaralıdırlar, bunların Kızılderililer gibi yok edilmeleri gerekir…
Bu büyük lâfı LLoyd Corc, ilk dünya savaşının bir numaralı Türk düşmanı, ingiliz başbakanı LLoyd Corc söylemiştir, sonra da ilâve eder…
Anadoludan sürülmelidirler, geldikleri yere, Orta Asyaya dönmelidirler…Der ama, Orta Asyada Türk ararsanız bulamazsınız, orası boş bırakılmıştır ; tarihi, Avrupalının orada görünmesiyle başlatacaklardır…Bunun için uğraşılır, kafatasçılığı reddeden ondan nefret eder görünen Avrupalı, Orta Asya’ya yerleşmek için kafatasçı olmuştur.
Adam yüzlerine, şekillere bakıp bakıp karar verir, kanı, ADN testiyle analiz eder… fakat, boşuna uğraşı…
Anadolu’da Grek ararlar ADN, Türk’ü gösterir…
Kendilerini Orta Asyaya yerleştirmeye çalışırlar…Hem de, çok çalışırlar…Kendi gerçeklerini kriter olarak kullanırlar…Çabalar dururlar… karşılarına daima Türk çıkar…Hayâl âlemleri, 10’ncu yüzyılda kalmış olan Haçlı hayâlleri, kırılıp dökülür..
Hayâl kırıklıklarının, onları daha da derinliğe götüreceğinin henüz şuurunda değildirler.
AB’li bir Fransız , eğer Türkler AB’ye girerse, Fransızlar AB’den çıkar…diye Lloy Corc’vâri konuşur …İnsanı, insanlığı kimseye bırakmayan Avrupalı gururu, ona çok büyük lâf ettirmiştir, geriye bakmayı unutmuştur… Ama, değişmez tarih sabırla beklmektedir :
YAZISI… dışardan gelmiştir…Fenike köken’e inanır…Fakat, orada da çok derinlere inemez…Sonra, Fenike’nin, âni olarak yazısıyla ortaya çıkmış olmasını açıklayamaz… Durumu idare eder, der ki, ‘’Fenikeliler yazıyı ilk kullananlardır’’… yazıyı kim bulmuştur cevap yok…Olmaz da…Çünkü, o yazıyı kendi istediği bir halkın bulmuş olmasını ister !..
DİL’i… dışardan, Hindistan’dan gelmiştir…Gelmiş olduğuna inanır…ona sıkı sıkı sarılır ve Bir ‘’Hint –Avrupa uygarlığı – icad eder…Fakat, kısa sürede, uygarlık başlığı altında topladıkları ülkeler arasında birlik değil , dağınıklık olduğunu farkeder.
Bu kere, uygarlık’tan vaz geçer sadece, Hint-Avrupa DİLLERİ der…Tarih araştırmalarında karşılarına ne çıkarsa ona hemen, ‘’Hint-Avrupa’’ damgasını basarlar. Çok mutludurlar… Ama, bu dilin kökenin bir türlü bulamamışlardır. Önemi yoktur… Onlar için , ‘’Uygar olan ülkeler Hint-Avrupa diliylekonuşanlardır’’. Avrupalılar herşeyin en doğusunu bilirler… Onlar ne derlerse o’dur…o doğrudur !..
Üstünlük duygusuyla kendilerinden geçmiş ve tam Evrensel uygarlıkların kökenlerinin kendilerin ait olduğunu iddia edecekleri sırada… :
Gen’ler ve bu yolla, diller üzerinde çalışanlar bildirirler ki, Hint-Avrupa dilleri teorisini YALANLAMa ZAMANI gelmiştir …
Yıl 2000… eylûl ayı…CNRS, 386 numaralı bülteniyle bunu tüm dünyaya açıklarlarr…Gerçek , çok acı olduğundan bülten saklı kalır…Ama, ergeç bütün dünya bunu öğrenecektir…Öğrenildiği anda, büyük bilimsel deprem olacaktır…Acaba, Avrupalılar arasında dil birliğinin bozulmasını,Türkler AB’ye girerse, Fransa çıkar diyen bu AB’li Fransız nasıl karşılayacaktır ?…kulağına, bir gerçek daha fısıldayacağız :
Ayni bülten der ki, Fransızca ve Türkçe – her ne kadar, birbirleriyle hiç ilgisi olmayan iki dil gibi görünüyorlarsa da – AKRABA’dırlar !..
Bir adım daha atacağız ; ilk dil – elimizdeki 600’ü aşan yazılı belgelere göre –
Ön-Türkçe’dir…Artık, yer yerinden oyanayacaktır…Yıllarca, bin dereden değil, milyonlarca dereden su getircekler…Reddetmek için zaten, yeryüzünde Türk diye birşey yoktur demeye kadar varacaklardır.
Bir adım daha ileriye gidelim…Üniversite 1 Paris’ten, Profesör Patrick Boucheron (buşöron),Histoire dergisinin eylûl 2005 sayısında;
Başlangıçta, Fransızca nerede , hangi yörede, nasıl konuşulduğu konusundan kat’i bir bilgi yok…kralların, kendi yörelerinde konuştukları bazı Vernaculair diller, ‘’ağızlar’’ var…Fakat, zamanla bunların egemenliklerini gerçekleştirmeleriyle, bu ‘’ağızlar’’ Fransız dili olarak sivrilemeye, yayılmaya başlıyor . İlk kere, kuzey Fransada 1230’da Fransızca resmî dil oluyor Lâtince geri plâna düşüyor.,. diye yazar. Biz tarihin derinliklerine inip, Lâtince öncesindeki ‘’ağızların’’ kökenlerini arayacağız ;
Fransa mağaralarında, en başta çok tanınmış Lasko(Lascau) mağarasındaki Ön-türkçe yazılar, dolaylı olarak Ön-türkçe, bu mağaralarda oturan ve Ön-türkçe konuşan EYZİ’ler var, yani, ËSİ’ler…Ësi-Ëm, var’ım, can’ım demek olan fiil, ilerki bin yıllarda Franszıca’da ET/re, fiili’ne dönüşecektir…Bizde karşılığı ET/ tim’’dir… İM/ek, OL/mak fiili …
Güney’de varolan, ‘’Lang d’ok’’ (langue d’OC), OQ dili diye bir dilin varlığı bilinmektedir. Bu, ‘’OQ dili’’nin, Ön-türklerden OQ gurubunun dili olduğu, ilerki sahifelerde görülecektir, güney doğuda, (-4)binlerde Ön-türklerin kurdukları, yazıları ve dilleriyle ODUQ-ËL devleti vardır…, Sonra, Aubrac yaylâsı…Obrak ?.. Anadoluda Midas anıtının bulunduğu yörenin adı OBRUK…her ikisinin UB-URUQ’tan gelmiş olmalıdır…Ub-uruq, bayındır, kent, yöre, demek..
Kısa konuşmak gerekirse Fransız dil ve kültürünün dibinde Yazıları ve dilleriyle Ön-türkler bulunur.
Fransızcanın, mağara döneminden başlayarak , Ön-türkçenin, öteki ‘’yerel ağızlar’’la karışmasıyla oluşması son derecede doğaldır.
CNRS’in 386 numaralı bülteninde Fransızca ile Türkçenin akraba olduğunu ifade etmeleri, bu düşüncemizin doğruluğunu ortaya koyar. Zaten, bu konuda Refrew- Cavalli ve Sforza’ya ilk bilgileri veren de biz olduğumuzdan son dercede mutluyuz.
YAZI… ? Türkofobi ile doğmuş olan Avrupalının, Türkleri yere vurmak için yazdıkları kütüphaneler dolusu, kitaplar, dergiler, makalelerin, ‘’medar’- ifthar’ları’’, Lâtin alfabesi ile yazmışlardır…
Bu alfebeyi , kendi alfabeleri sanarlar…Bu rüyâ içinde çok mutludurlar…
Etrüsk uygarlığını keşfettiklerinde, bu uygarlığın büyüklüğü karşısında gözleri kamaştığından IŞIK DOĞUDAN GELİR demişlerdi…Artık kökenimiz bulduk diye bayram ediyorlardı… fakat, Etrüsklerin kökenini aradıklarında çıkmazlarda dolaştılar… Sonunda, öğrenecekleri gerçeklerin onları yeni hayâl kırıklıklarına götüreceklerinden henüz haberleri yoktur :
Etrüskler Ön-Türkt’türler
Lâtin alfabesi diye gurulandıkları alfabe, Etrüsk alfabesidir. Bu gerçekleri , öğrenmemek , kabul etmemek için direteceklerdir…
Fenike’ye gelince, Yazı, Fenikelilerin değildir, Portekiz mağaralarındaki Ön-türkçe yazılar, Portekizli sanılan gemicilerle Fenikeye götürülmüşlerdir…
DİN’i… Mezopotamyadan gelmiştir. Lût gölü yöresinde doğduğu bilinir… Ama , orada da karşılarına bir sorun çıkar..
Araştırmacılar, Lût gölü yöresinde, İSA’dan önce, oraya ESEN’ler adlı bir kabilenin gelmiş olduğunu farkederler. Bu kabile kişileri, İsa’nın fikirlerine, İsa’dan önce sahiptirler !…
ESEN’ler, tarihte, Aral gölünün kuzey batısına isabet eden yeri kendilerine yurt edinmişlerdir. Ama, o tarihlerde Aral gölü, henüz, Karadenizin iki büyüklüğündeki bir içdenizin, OM-OĞ’un içinde kaybolmuş bir tektonik çukurdur….Çok sayıda binlerce yıl sonra, Om-Oğ kuruduğunda bu çukurdan, Aral gölü doğacaktır…
Din kavramına gelelim : Seksenbin yıl önce, Orta Asyada, Qapığ-qağan yani Samarkent’in güneyinde, Baysun dağlarındaki Teşiktaş mağarsında
İnsan üstü kudret inancı doğmuş bu inancı, Ön-Atalarımız pek çok sayıda binyıl sonra kuramsallaştırmışlardır… İşte ESEN’ler bu kültürle yetişmiş olarak Lût gölü yöresine yerleşmişlerdir.
Tek Tanrı kavramı Mezopotamya‘ya, daha önceleri Ön-türkler tarafından taşınmıştır , tarihleri (- 9700 / 8300)ler arasındadır.
Avrupa tarihte 2700 yıldan beri var…Avrupalı, ancak 2700 yıldanberi Avrupa vatandaşı…ne kadar zavallı bir tarih…Greçekten acınacak bir sayı..
Bizim Ön-Atalarımız, mağara döneminde Avrupa vatandaşı olmuşlar…. yaklaşık onbinlerde… Kat’i tarih vermek gerekirse, İtalyan Alplerinde (-8000)de bulunmaktadırlar…8000 + 2006 = Ön-türkler 10.006 yıl önce Avrupa vatandaşı olmuşlar…
AB’lilerin 27200 yıllık atalarına, yazmayı, okumayı ve din’İ öğretmişler… İşte bu, AB’li kişiler Türkleri, Avrupa dışı, Anadolu dışı, İnsalık dışı görüyorlar…
Tarihte, ön fikirleden doğan cehaletleriyle daha doğrusu, cehaletten doğan ön-Fikirleriyle bu kadar gülünç olan bir kitle görülmemiştir…
Biz bu yazıyı, Avrupa bizi tanısın da, Birliğine alsın diye yazmadık.
Bu yazıyı Avrupalıya, önce kendini tanısın diye yazdık…Sonrasına gelince,
Bizim, Evrensel uygarlıkların kökeninde bulunan büyük bir Türk Dünyamız var.
Büyük bir Kültür Birliğimiz var… ve de binlerce ve binlerce yıllık tecrübemiz var… İşte o tecrübeye dayanarak Avrupa Birliğinin, yeni bir empriyalist şantaj ve tuzak olduğunu algılamamız gerekir.
İkiyüz küsur milyonluk bir Türk Birliği…Tarihte, çok sayıda İLK’leri yaratmış bir kitle… Sayın, ağırbaşlı, her tür yapay gösterişten uzak, bir kitle…Birliğimizi kuralım, kendimizi tanıyalım…Evrensel değerimizin şuurunda olalım ve sıkılmış bir yumruk haline dönüşelim… AB’yi – gerekirse – sonra düşünürüz.