SURİYE TÜRKLERİNİN HAKLARININ GARİNTİYE ALINMASI GÜNDEME GETRİLMELİDİR -YENİRTİ


Mehran Baharlı

Azerbaycan ve Suriye Türkleri

Siyasi bakımdan Suriye Türkleri Osmanlı Türkü olmalarına karşın, dil ve soy bakımından daha çok Güney Azerbaycan ve İranda yaşayan Türk halkına yakındırlar. Ancak İranda Türk halkı kendisi ağır biçimde asimile olduğundan ve her hangi bir siyasi güc ve devlet kurumuna sahip olmadığından dolayı, Suriye Türkleri ile ilgilenmesi hiç bir zaman söz konusu olmamıştır. Bilinen bu gerçeğe karşın son günlerde Tebrizde Türk gençlerinin anti Esat gösterisi yapması, Güney Azerbaycan türk gencliyinin ne denli bilincli olduğunun kanıtıdır.Azerbaycan Cumhuriyeti ise, bağımsız bir devlet olmasına ragmen, Sovyet döneminde milli kimlik açısından önemli ölçüde kimliksizleştirilmiş ve kendi Türk milli etnik ad ve kimliği yerine Rusiya Komunist partisinin tanımlayıp biçimlendirdiği Azerbaycanlı milli etnik ad ve kimliğini menimsemiştir. Geçmişi olmayan bu yeni milli etnik ad ve kimlik de toprak esaslı olduğu için, sınırlı bir coğrafiya dışında kalan Türk halkımızın büyük bir bölümünü kendine yad ve yabancı milli etnik guruplar olarak görmüş ve Suriye dahil, İrak, Türkiyenin doğu ve güneyi, İranın orta, güney ve kuzey doğusunda yaşayan Türk halkımızı ayrı etnik guruplar olarak algılamıştır. Dolayısı ile onların sorunlarını kendi sorunları olarak görmemiştir. Bu nedenle son olaylar sırasında Azerbaycan Cumhuriyeti Suriyede yaşayan Türk halkı ile ilgilenmemiştir. Buna karşın, Ermenistan her zaman Suriye Ermenileri ile ilgilenmiş ve onlardan Suriye devleti ve toplumunu kendi milli çıkarları doğrultusunda etgilemek aracı olarak ve başarılı biçimde yararlanmıştır. Son dönemde Suriye müftüsünün Karabağın Ermenilere ait olduğunu söylemesi, bu acı gerçeğin sonucudur.
Suriye Türklerinin örgütlü olmaması ve Türkiye
Türkler Suriyenin Arap ve Kürtlerden sonra sayıca üçüncü büyük etnik gurupu olmalarına ragmen, onların tersine bir etnik gurup olarak milli bilinçten yoksundurlar. Örneğin Suriye Kürtlerinin otuzu aşkın aktiv siyasi partileri olmasına karşın, Suriye Türklerinin kendi milli ad ve kimlikleri ile tek bir siyasi partisi yoktur. Başka bir örnek Suriye Kürtlerinin bu ülkenin olayları ile ilgili haberlerde sık sık adları geçmelerine karşın, Suriye Türkleri bu ülkenin siyasi olay ve haberlerinde hiç bir yer ve öneme sahip değildirler.
Bu durumun ortaya çıkmasının nedenleri arasında Türkiye Cumhuriyetinin tutumu birinci sırada gelmekdedir. Türkiye Cumhuriyeti kurulandan sonra, İran, Irak ve Suriyede yaşayan Türkleri yok saymış, onların bu devletler tarafından asimile edilmelerine göz yumup hatta bunu olumlu karşılamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, İran, Irak ve Suriyede yürütülen Araplaştırma ve Farslaştırma siyasetlerinin Kürtleri asimile edilmesine neden olacağını, bunun da Türkiyede yaşayan Kürtlerin asimile edilmesini kolaylaştıracağı ve Kürt milli hareketinin oluşmasını engelleyeceğini düşünmüştür.
Bu durumda Suriye Türkleri ile ilgilenmesi gereken birce devlet ve güç var ise, o yine de Türkiye devletidir.
Suriye`de yerel Türk devleti
Türkiye devleti Saddam rejimi yıkılınca yanlış davranmış ve çekingen bir siyaset izlemiştir. Bundan dolayı aktiv olarak Irak Türkleri ile ilgilenmemiş, ayrıca Irak`ın bölünmesi ve Kürt devletinin ortaya çıkmasından çekinerek, bu ülkede yaşayan Türkleri Irakın toprak bütünlüğünü savunmağa hatta Irakta federalism karşı çıkmağa mecbur etmiştir. Bu yanlış siyasetler sonucunda Saddam devrilince bir yandan yeni kurulan düzende Irak Türkleri Saddam yanlı tutumlarından dolayı cezalandırılarak bütün etnik ve milli haklarından mahrum edilmiş, bir yandan da Kürt federe devleti kurulmuş ve Türkiye bu devleti hiç bir imtiyaz almadan tanımak zorunda kalmıştır.
Bu bağlamda Türkiye devletinin Beşar Esatın iktidardan uzaklaşmasını istemesi ve genel olarak da Suriye siyaseti doğrudur. Burada tek eksik olan şey, Türkiye devletinin Suriyede yaşamakta olan Türk halkının durumu ile ilgilenmesidir. Irakta yapılan yanlışlıklar ve bu ülkede yaşayan Türklerin acı sonunun Suriye Türklerinin başına gelmemesi için, bugün Türkiye devleti Beşar Esat rejimi karşıtlarına verdiği sonsuz ve koşulsuz desteğin yerine, bu desteği Suriye Türklerinin etnik ve milli hakları ve en başta yerel bir devlet biçiminde kendilerini yönetme hakkının tanınmasına koşullandırmalıdır.
Suriye Türklerinin yerel devleti gelecek Suriyede kurulacak olan Kürt devletini de dengeleğecek bir antite olacaktır. Bu yüzden Türkiye devleti Suriyeli Arap opozisiyonla görüşmelerinde bu ülkede Kürt yerel devletinin kurulabilmesine aynı biçimde Suriyede bir Türk yerel birimin kurulmasına koşullandırmalıdır. Bu doğrultuda Türkiye devleti aktiv ve hızlı biçimde Suriye Türklerini siyasi olarak örgütlenmeğe teşvik etmelidir.
Türkiye`de Caferi ve Alevi inancları Diyanet İşleri`nde temsil edilmelidir
Bölgemizde mezhep çatışmasını İran İslam Cumhuriyeti körüklemektedir. Afganistanda Hazaralar; Azerbaycan Cumhuriyeti, Irak, Suriye ve Türkiyede Türk Caferilerle Aleviler; adı geçen ülkelerle Yemen, Arabistan, Küveyt, Pakistan ve Lübnanda Türk olmayan Şiiler üzerinde Fars ırkçı köktendinçi İran rejiminin yatırımları bu yüzdendir. Batı ise doğal olarak bu oyunu kendi çıkarlarına çevirmek istiyor. Ancak bölgemizde bütün Şii ve Alevi guruplarını kendi kontrolu altına geçirmek, Fars milliyetçiliyinin temel istiratejisidir.
Bu bağlamda Türkiye devleti Diyanet İşlerinde iki Alevi ve Caferi bölümlerini yaratmalı ve bölgede özellikle İran, Irak ve Suriyede yaşayan Türk Alevi ve Caferilerin dini işletini bu iki birimin yönetimi altına vermelidir (Bölgenin bütün Türk Sünnileri de Diyanet İşlerine bağlanmalıdır). Bu önlem, İran, Irak ve Suriyede yaşayan Türk Alevi ve Caferilerin Fars İran devleti tarafından Şiileştirilmesi ve daha sonra Fars yayılmacılığı doğrultusunda bölge siyasetinde İranın maşası kimi kullanılmalarını engelleyecektir. Bu uygulama, ayrıca Laik devlet kuruluş ve geleneğini sağlamlaştırdığı kimi, bölgemizde İran devletinin yaratmak istediği Sünni-Şii ayrışmasını da engelleyecektir. Bu önlem ayrıca Beşar Esat sonrasında Türk Şii ve Alevileri Suriyede iş başına geleceği kesin olan koyu Sünni kuruluşun baskı ve kıyımlarından korumak için de gereklidir.
Suriye`nin bölünmesi, uzun vadede Türk halkının milli çıkarlarına uygun ve onun gereğidir
Genel olarak Suriyede Beşar Esat rejiminin çöküşü, Azerbaycan, Irak ve İranda yaşayan Türk halkının hayrınadır. Bu bir yandan bölgede ırkçı Fars yayılmacılığın önünü kesecektir, öte yandan köktendinci İran devletinin yaratmak istediği Şii Hilalini ortadan ikiye budayacaktır. Buna ek olarak, Suriyede Türk etnik antitesinin aktiv ve haklarına kavuşmuş milli bir gurup olarak ortaya çıkması, Türkiye ile Azerbaycan Cumhuriyetinin milli çıkarlarına uygun olduğu kimi, Irak ve İranda yaşayan Türk halkının milli savaşımlarına da yardım edecektir.
Ancak uzun vadede Türk halkının milli çıkarları Suriyenin etnik-dil-mezhep temelinde Türk, Kürt, Alevi Arap ve Sünni Arap olmak üzere dört bölgeye bölünmesidir. Aynı biçimde Irakın da Türk, Kürt, Şii Arap ve Sünni Arap olmak üzere dört bölgeye bölünmesi uzun vadede Türk halkı ve Güney Azerbaycanın milli çıkarları gereğidir. Bu değişiklikler gerçekleşirse, bir yandan bu ülkelerde etnik ve inanç gurupları arasında kökleri derin olan süregen düşmanlıklar ve bitmek bilmeyen çatışmalara son verilecek, öte yandan ortaya çıkacak ve Fars-İran devletini çevreleyecek yeni devletlerin varlığı, İranın bir devlet kimi kaçınılmaz sonunu yaklaştıracaktır.