ZULMÜN COĞRAFİYASI – DOĞU TÜRKİSTAN!


İbrahim Yetiş

Doğu Türkistandaki durum Filistin, Keşmir ve Çeçenistanda olduğundan çok daha kötü

Yaklaşık yarım asırdır süregelen soykırımın adıdır Doğu Türkistan. 18. yüzyıl sonrasından bugüne kadar Çinin istila ettiği Doğu Türkistanda gözyaşı dinmek bilmiyor.Doğu Türkistanda Çin zulmü
Bir zamanların kültür başkenti, sevgi ve hoşgörünün merkezi şimdilerde Kızıl Çinin görülmemiş işkenceleri ve sömürüsüyle adeta inim inim inlemekte. İnsanlar maddi manevi köklerinden koparılırken, dünyanın gözü önünde asimile ediliyor. Ölü ve yaralı sayısının dahi bilinmediği topraklarda Türkistan adını kullanmak dahi yasak. Sözde özerklik bölgesi olarak anılan coğrafyada gerçek özerklikten eser bile yok. Böyle bir atmosferde Ramazan ayının da girmesiyle birlikte Kızıl Çin, Doğu Türkistanlı Müslümanlar üzerindeki baskıyı iyice arttırdı. BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinden biri olan Çin işgal yönetimi, diğer dört daimi üyenin desteği ve görmezlikten gelişi ile Doğu Türkistanda belli periyotlarla katliamlarını sürdürüyor
Çin işgal ettiği Doğu Türkistanda Ramazan ayının başlaması ile yeni yasakları yürürlüğe koydu. Ramazan öncesi Çin yönetimi, okul müdürleri, öğretmen, memur ve aile reislerine “Ramazanda İstikrarın Korunması ve Güvenlik Taahhütnamesi” adlı bir belge imzalattı. Buna göre; Komünist Parti üyeleri, devlet memurları, öğrenci ve gençlerin dini eğitim almaları, oruç tutmaları, dini etkinliklere katılmaları, camilere gitmeleri ve namaz kılmaları yasaklandı.
Taahhütnamede ayrıca bu kişilerin diğer dinleri terk ederek Ateist olmalarının zorunlu olduğu hükmü bulunuyor. İslamı reddedenlere iş verilen ülkede din eğitimi yasaklanırken, İslami eğitim veren hocalar sebepsiz yere yıllarca hapishanelerde tutulmakta ya da faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldırılmaktadır. Gelen haberler arasında Çinli çeteler ve Çin ordusunun Ramazan ayında dini hassasiyetleri nedeniyle lokantalarını kapatan esnafları tehdit ettiği, lokantalarını Ramazan ayında açmayanların da bir yıl süre ile ticari izinlerinin iptal edildiği kaydedildi. İşgal yönetimi ayrıca sivil güvenlik memurları evlere göndererek, Ramazan ayında toplu ibadetlerin ve dini kimliği yansıtan giysilerin giyilmesinin yasaklandığı yönünde uyarılar yapıyor.
Tümtürk: Dünya Çin zulmüne sessiz
Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, 63 yıldır Kızıl Çinin sınırları ihlal ederek, fiili bir işgal gerçekleştirdiğini asimilasyonun sistematik bir şekilde çok acımasızca uygulandığını kaydetti. Tümtürk, Doğu Türkistan topraklarının yeraltı zenginliğinin Çin işgal yönetiminin iştahını kabartığını belirterek, Doğu Türkistanın işgal edilmesinin ve bugün yaşanan baskının katliamın temel sebebinin yer altı kaynaklarının zenginliği ve Doğu Türkistanın İslami kimliği olduğunu söyledi. Özellikle Urumçi olaylarının ardindan Müslümanlara yönelik baskının daha da arttığına işaret eden Tümtürk, Doğu Türkistan ile haberleşme olanaklarının Çin tarafından özellikle kesildiğini, Doğu Türkistanlılara yönelik katliamları örtbas etmek amacıyla olayları gizleme yoluna gittiğini söyledi.
Kızları ve çocukları kaçırıyorlar
Çinin Doğu Türkistan üzerinde çok kirli emelleri olduğunu da belirten Seyit Tümtürk, şunları söyledi: “Çin, Doğu Türkistandaki kirli uygulamalarını iki proje ile hayata geçirdi. Ve hiçbir ülkede bunun emsali yoktur. Yaşları 15-20 arasındaki Doğu Türkistanlı kızlar, Çinin iç bölgelerinde ağır fabrika şartlarında çalıştırılmak üzere zorla götürülmektedir. Amaç ise asimilasyondur. İlköğretim çağındaki çocuklar, Çinin iç bölgelerine getirilerek özel okul adı altında komünist eğitiminden geçirilme projesi uygulanıyor. Acıdır bu çocukların sayısı 500 bine ulaştı.
Kendi vatanlarına birer hain olarak yetiştirildikleri ortada. Bu da Doğu Türkistanın endişesini ortaya koymaktadır. Doğu Türkistanda ve diğer şehirlerde meydana gele olaylarda hayatlarını kaybedenlerin dışında neredeyse 18- 40 yaşındaki erkek nüfusu kayıp oldu. Ya öldürüldü ya da hapishanelere atıldı. Çin askeri birliklerinin katliamlarından sonra sivil kıyafet giymiş asker ya da polisler Çin devletinin kontrolü altında Urumçide Uygur katliamı yaptı.
Mal varlıklarına el konuluyor
Kızıl Çin yönetimi, Doğu Türkistanı modernize etme ve depreme dayanıklı ev yapma bahanesiyle Uygur Türklerini evlerinden zorla göç ettirip yerine yeni binalar dikerken Çinin iç kesiminden göç eden Çinlilere ucuz fiyattan ev satarak Çinlilerin daha çok yerleşmesine teşvik ettiğini de kaydeden Tümtürk, “Evsiz kalan Uygur Türklerinin sayısı her geçen gün çoğalıyor, fakirleşen halk kitlesi devletin sosyal yardımına muhtaç bıraklıyor.
Bunu fırsat bilen Kızıl Çin yönetimi Yardım alan Uygur Türklerine inancına ters sözleşmeler imzalatmaktadır. Çin işgal yönetiminin Ramazan dolayısıyla aldığı yasaklamalar ise, çaresiz Müslüman Uygurların yoğun tepkisine neden oluyor. 30 milyondan fazla insanın yaşadığı ve çoğunluğu Müslüman olan Doğu Türkistanda 5 Temmuz 2009da gerçekleştirilen katliamda yüzlerce Uygur Türkü hayatını kaybetmişti” dedi.
Çin ile ilişkiler sona etmelidir
Seyit Tümtürk, Türkiyede iktidarların Doğu Türkistan sorununa ilgisiz olduğunun da altını çizerek, AKP hükümetinin başlattığı Çin ile ekonomik ve askeri alandaki gelişen ilişkileri eleştirdi. Tümtürk şunları kaydetti; “Türkiyede bilhassa son 3 senede Çine olan ilgi hayli arttı ve biz bunu anlamakta zorluk çekmekteyiz. Zira Çinin Doğu Türkistandaki politikalarında hiçbir değişme olmazken AKP hükümetinin Çini cesaretlendirici tavırlarından vazgeçmesi ve Doğu Türkistana sahip çıkarak Çine demokratik açılımlar için baskı yapması gerekmektedir.
Maalesef Türkiye Doğu Türkistan vatandaşlarına vize vermemektedir. Bir güvenlik soruşturması bile 5-6 ay sürmekte. En yakın konsolosluk ise 4000 km uzakta olan Pekinde bulunmaktadır. Bırakın şehirlerarası yolculuğu mahalleler arası geçişte bile büyük zorluk yaşıyorken insanlarımız onca yolu nasıl gidebilir. Türkiyenin Urumçi ve Kaşgarda iş merkezleri açmasını, Doğu Türkistandaki üniversitelerle Türk üniversiteleri arasında değişim anlaşmaları imzalanmasını ve Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK-ün Doğu Türkistanlı öğrenciler için kontenjan ayırmasını istiyoruz.
THYnin Urumçi veya Kaşgara sefer düzenlemesi, Doğu Türkistan ile Türkiye arasında en azından nefes alma açısından çok önemlidir. Devlet üniversitelerimizde Doğu Türkistanla ilgili araştırma birimlerinin oluşturulmasını istiyoruz. Türk haber ajanslarının Urumçi veya Kaşgarda büro açmalarını istiyoruz. Doğu Türkistanlı sivil toplum örgütlerinin desteklenmesini istiyoruz” dedi.
Şanghay beşlisi Çin katliamlarını meşrulaştırıyor
Şanghaya değinen Tümtürk, “Çinin önderliğinde kurulan bu örgütün temel amacı Doğu Türkistan bağımsızlık hareketinin önünü almak ve komşu ülkelerdeki Doğu Türkistanlıları baskı altında tutmaktır. Ne yazık ki kardeş Orta Asya Türk Cumhuriyetleri de bu oyuna ortak olmaktadır. Yapılan anlaşmalar ve Çinin siyasi baskıları nedeni ile bu ülkeler tarafından yakalanan Doğu Türkistanlılar Çine iade edilmektedir.
Çin işgal yönetimi, terörle mücadele konsepti yalanıyla Afganistan ve diğer Orta Asya ülkelerindeki Doğu Türkistanlı bağımsızlık savaşçılarını sindirme fırsatını yakalamıştır. Pekin, Doğu Türkistandaki bağımsızlık için savaşan Uygurlarla El Kaide örgütü arasında bağlantısı yalanını yayarak , her türlü milliyetçi Uygur hareketini etkisiz hale getirme fırsatını yakalamıştır” dedi.