KARADENİZ’DE BULUNAN GÖKTERK YAZITLARINI BİLİYOR MUSUNUZ?


Dr. Cengiz Saltaoğlu

Ordu’nun Mesudiye ilçesi Esatlı köyünün güneyinde araştırmacı Servet Somuncuoğlu tarafından bulunan kaya resimlerinin, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun Abideleri’nden daha eski olduğu açıklandı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, Mesudiye ilçesi Esatlı köyündeki kaya üstü resimlerinin dünya üzerindeki benzerleri ile karşılaştırıldığında M.S. I. veya II. yüzyılları işaret ettiğini belirtti. Kaya resimlerindeki resim, figür ve damgaların Türk kültürünün unsurları olduğuna dikkat çeken Demir, “Esatlı köyündeki kaya üstü resimleri, yazıtlar ve burada bulunan resim ve kitabelerin, ‘Gök Tanrı’ inancına bağlı Peçenek Türklerinden kaldığı tahmin ediliyor. Bunun en önemli delili, kaya üzerinde nakşedilmiş ongunlardır.

Esatlı köyü kaya üstü resim ve kitabelerinin Türk karakterli olduğu, Türk kültürünün bir parçası olduğu hiç tartışılmayacak kadar açıktır. Esatlı köyü kaya üstü resim ve kitabeleri hakkında şimdiye kadar arkeolojik bir araştırma yapılmamıştır. Ancak kitabelerin vücut bulduğu dil özelliklerinden anlaşıldığına göre, M.S. I. veya II. yüzyılda yazılmış olabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla kitabeler, Orhun Abideleri’nden çok daha önce, yaklaşık 500 yıl daha önce yazılmıştır. Burada yer alan kitabelerin diğer bir özelliği de Orhun Yazıtları’ndan sonra muhteva açısından ikinci büyük yazıt olmasıdır” dedi.
Araştırmacı-yazar Servet Somuncuoğlu da, “Sibirya”dan Anadolu”ya Taştaki Türkler” kitabında, Esatlı köyündeki yazıtların runik karakterli Göktürk abecesiyle yazıldığını kaydetti.

Ordu’nun Mesudiye İlçesi Esatlı Köyü’nde yukarıda genel görünümü izlenen bir kaya resimleri ve yazıtlar alanı bulunmaktadır (Fotoğraf: Servet Somuncuoğlu). Üzerinde bugüne dek hemen hiçbir bilimsel çalışma yapılmamış bulunan bu alanla ilgili olarak 2003 yılında Arkeoloji ve Sanat Dergisi’nin 115-117 (Temmuz-Aralık) sayısında Nezih Başgelen tarafından fotoğraflar eşliğinde kısa bir tanıtma yazısı yayımlandı. Nezih Başgelen’in kaya resimleri ve özellikle de yazıtlarla ilgili olarak herhangi bir yorum ya da çözümlemede bulunmadığı bu kısa tanıtma yazısından üç yıl sonra, 2006 yılında, alan, TRT kurumunda yapımcı-yönetmen ve aynı zamanda araştırmacı Servet Somuncuoğlu tarafından ziyaret edilerek ayrıntılı biçimde görüntülendi.

Bu alan 2007 yılında, yapımcısı Servet Somuncuoğlu olan ve TRT 2’de yayınlanan “Karlı Dağlardaki Sır” adlı belgesel içerisinde kamuoyuna tanıtıldığı gibi, 2008 yılı içinde yayımlanan ve yine aynı araştırmacıya ait, “Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler” adlı anıtsal kitapta yeniden bilim dünyasının ilgisine sunuldu. Kitabın adında da dışa vurulduğu gibi, Sibirya’dan Anadolu’ya, Asya’nın çeşitli yerlerindeki kaya resimleriyle pek çok ortak ve benzer yanlar sergileyen çok sayıda kaya resminin bulunduğu bu alanda bir şey Somuncuoğlu’nun özellikle dikkatini çekmişti. Bu, onun deyişiyle, “Göktürk harfleriyle yazılmış”, üç satırlık, kısa bir yazıttı. Somuncuoğlu’nun verdiği bilgiye göre, yazıtın runik karakterli ve Göktürk abecesiyle yazılmış olduğu önce Yar. Doç. Dr. İsmail Doğan, daha sonra Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve son olarak da, Rusya Bilimler Akademisi Üyesi ve Doğubilimciler Derneği Başkan Vekili ve aynı zamanda, Yenisey Yazıtları konusunda çok önemli ve temel niteliğinde yayımlar yapmış bir bilimadamı olan Prof. Dr. Dimitri D. Vasilyev tarafından doğrulanmıştı. (Ancak, Prof. Vasilyev daha sonra görüşünü değiştirerek, bir okuma ve anlamlandırma vermiyor olmakla birlikte, yazıtın Arami abecesinin bir türüyle yazılmış olduğunu düşündüğünü bildirdi.) Benim söz konusu yazıtın varlığını öğrenişim bir köşe yazısı aracılığıyla oldu. 2007 yılı sonlarında, Yeniçağ Gazetesi’ndeki köşesinde, “Türklüğün Şifreleri Çözüldü” başlıklı, birkaç gün süren ve “Karlı Dağlardaki Sır” adlı belgeselle ilgili tanıtım ve yorumlarına yer verdiği dizi köşe yazısında Aslan Bulut, Servet Somuncuoğlu tarafından 2006 yılında Esatlı’da bulunan ve henüz okunamamış olan, “Göktürk harfleriyle yazılmış”, kısa, gizemli bir yazıttan söz ediyordu. Yaşamımda pek az şeyi bu denli çok merak etmiş olduğumu söyleyebilirim.
Hemen yazıtın bir fotoğrafını bulmak umuduyla GenelAğı taramaya başladım. İyi bir şans sonucu Somuncuoğlu, belgesel çalışması sırasında çektiği bütün öteki fotoğraflarla birlikte, Esatlı yazıtının bir fotoğrafını indirip incelediğimde büyük bir şaşkınlığa uğradım. Yazıt gerçekten de Göktürk (veya Türk runik) abecesiyle yazılmıştı! Hemen bir okuma önerisinde bulunup kendisine ilettiğimde, yazıtın okunması nedeniyle Servet Somuncuoğlu’nun sevinci de benimkinden aşağı olmamıştı. Bunun üzerine, Somuncuoğlu Esatlı’daki öbür yazıtların da fotoğraflarını ileterek onları görme şansına erişmemi sağladı, ve böylece heyecan başladı. Somuncuoğlu, “Taştaki Türkler” kitabında, Esatlı’yla ilgili bölümde de yazmış olduğu gibi, Esatlı’daki öteki yazıtların Grek, Latin ya da benzeri bir abeceyle yazılmış olduğunu düşünüyordu. Aslında ilk bakışta öyle de görünüyordu. Ancak gerçek başkaydı. Yazıtlardaki abecenin Göktürk (Orhun-Yenisey) abecesinden (bir miktar) farklı olduğu doğruydu. Fakat bu kısmi farkın nedeni, yazıtların Orhun-Yenisey abecesiyle değil, Türk runik yazısının, Kafkaslar, Karadeniz’in Kuzeyi ve Doğu Avrupa’da kullanılmış olduğu bilinen, Batı kolunun bir türüyle yazılmış olmasıydı. Yani, öz bir söyleyişle, yazıtlar Batı Türk runik abecesiyle yazılmıştı. Bu bağlamda, Esatlı yazıtlarının abecesine en yakın Batı Türk runiği türü (tarihte Avrupa Hunlarının bir kolu olan) Sekel(lerin) abecesidir. Nitekim, Esatlı’nın Orhun-Yenisey’den farklı olan bir bölüm yazı iminin ses değerlerini belirlemede Sekel abecesi temel başvuru kaynaklarımdan biri olmuş bulunmaktadır. Şu ana dek, Esatlı’dan toplam 40 tane uzunlu kısalı yazıt okumuş bulunuyorum. Bunlardan 39’u Batı Türk runik abecesiyle yazılmış olup, yalnızca bir tanesi, Servet Somuncuoğlu tarafından 2008 yılında Esatlı’daki ikinci araştırmasında bulunmuş olan bir yazıt, bütünüyle Orhun-Yenisey abecesiyle yazılmıştır.
Somuncuoğlu’nun,
“Göktürk harfleriyle yazılmış bir yazıt olarak” Esatlı’da ilk keşfettiği, yukarıda uzunca sözünü ettiğim ilk yazıt ise, 23 harfinden 22’si tümüyle Orhun-Yenisey’le ortak olmakla birlikte, bir harfi Batı runiğine ait olduğundan, Batı Türk runik abecesiyle yazılmış bulunmaktadır. Esatlı yazıtları eski Türk kamlık inanışının izlerini taşımakta olup genellikle, Ay Tanrısına yönelik adak yazıtları olan dilek ve yakarış metinlerinden oluşmaktadır. Yazıtların bir başka ilginç özelliği de, bunların bir bölümüne Eski Türk düşünüş ve inanışında dinsel ve felsefi anlamları olan “Yön Damgasının” eşlik ediyor oluşudur. Yazıtların dili Genel Türkçeyle uyumlu olup sözcükbaşıc’nin varlığı nedeniyle Eski Oğuz-Kıpçak Türkçesine aittir. Yazıtların dil özellikleri ve olası tarihlendirmesiyle ilgili öz bilgilere aşağıdaki ilgili bağlantılardan ulaşılabilir. 2008 yılı içinde araştırmacı Servet Somuncuoğlu tarafından Ankara Güdül İlçesi Salihlerobası köyü kırsalında, bu köyden, Somuncuoğlu’nun Sibirya’dan Anadolu’ya kaya resimlerini konu edinen “Karlı Dağlardaki Sır” adlı belgeselini izledikten sonra, “bizim köyde de bu resimlerden var” diyerek harekete geçen Cemil Söylemezoğlu adında, konuya meraklı bir kişinin bildirmesi ve kılavuzluğuyla iki ayrı kaya resimleri ve yazıtlar alanı daha bulundu.

Bu alanın da tanıtımı Somuncuoğlu tarafından Atlas Dergisinin Nisan 2009 sayısında yapılmış olup genel ve bilimsel kamuoyunun ilgisine sunulmuş bulunuyor. Tarafıma iletmiş olduğu yüksek nitelikli profesyonel fotoğraflar sayesinde alanı yakından tanıma ve ön inceleme olanağı sağlamış olduğu için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Ankara Güdül Salihlerobası köyündeki, kaya resimleriyle iç içe, yan yana durumdaki yazıtların Esatlı’dan farklı olarak en çarpıcı yönü bunların bütünüyle Orhun-Yenisey abecesiyle yazılmış olmalarıdır. Bu alandan şu ana dek 18 yazıt saptamış ve okumuş bulunuyorum. Burada bu yazıtların da bir tanesine, örnek olarak yer veriyorum; ölmüş bir kişinin (bir avcının) ruhuna, Tanrı’ya iletilmesi istenen bir dilek için armağan sunulmasıyla ilgili olan bu yazıta, “Ankara I” başlığıyla, buradan ve aşağıdaki ilintili bağlantısından ulaşılabilir. Bu yazıtlar ve bulundukları kaya resimleri alanının önümüzdeki zamanda Servet Somuncuoğlu ile birlikte tarafımızdan ortak yayım konusu yapılacağını duyurmak istiyorum. Burada Esatlı yazıtlarından 27 tanesine yer vermiş bulunuyorum. Bu yazıtlara aşağıdaki küçültülmüş görüntüleri üzerine tıklayarak ulaşılabilir. Kalan 13’üyle birlikte tüm yazıtların önümüzdeki zamanda daha ayrıntılı işlenme ve yazımıyla birlikte yayım konusu olacağını umuyorum.