HAKAN KİMDİR, HAKANIN GÖREVLERİ NELERDİR?


Hakan Seçimi

Eski Türklerde Hakanlık, irsî olarak Hakan’ın sülalesinden birisine geçiyordu. Hakan olabilmek için mutlaka kut verilmiş sülaleye mensup olmak gerekiyordu.26 Bununla birlikte kutun verileceği sülaleye mensup olmak Hakan olmak için yeterli değildi. Çünkü aile içerisinde kime kut verileceği hususunda kesin bir ölçü yoktu. “Primogenitus” (ekberiyet) ya da “senioratus” (Hanedanın en yaşlı üyesi) gibi kurallar belirlenmemişti. Başka bir ifade ile, bütün hanedan üyeleri Hakan olma hak ve yetkisine sahiplerdi. Veliaht olma dışında, adil, yetenekli, ilim sahibi, asil, cesur ve seçimi yapacak olan beylerle iyi ilişkilerde bulunmak Hakan olmak için önemli özelliklerdi.
Kısaca eski Türklerde Hakanlık irsen intikal etmekteydi. Ancak Hakan olma belirli bir kişiye değil hanedan içerisinde en layık (idoneitas) olana nasip oluyordu. Genelde Hakan’ın çocukları arasından seçilmekle birlikte Hakan’ın çocuklarının olmaması veya küçük olmaları durumunda Hakan’ın kardeşlerinden de seçilenler oluyordu. Böylece Tanrının hanedan içerisinde en liyakatli olana Kut’u nasip ettiğine inanılıyordu.
Veliahtlık
Eski Türk Hakanlarının veliaht atadıklarını da görüyoruz. Veliaht olabilmek için hanedan içerisinden olmak da yeterli olmayıp, Hakan’ın kendi milletinden olan karılarından (Melike) dünyaya gelmiş olmak gerekiyordu. Bununla birlikte Uygurlarda ve Göktürklerin son dönemlerinde yabancı karılarından olan çocukların da veliaht ve dolayısıyla Hakan oldukları görülmektedir.
Hakan’ın birisini veliaht ataması, onun mutlaka Hakan olmasını gerektirmezdi. Beyler ve Halk başka birisini Hakan seçebilirlerdi. Ayrıca bazen de veliaht olduğu halde tahta çıkmayıp sülalenin başka bir ferdinin çıkmasını isteyenler de oluyordu. Demek ki tahta çıkmak için veliaht olmak yeterli olmayıp birçok meziyeti üzerinde barındırmayı da gerektiriyordu. Bununla birlikte veliaht olmanın ve nüfuzlu beylerin desteğini almanın Hakan olmak için önemli bir avantaj sağladığını belirtmek gerekir. Veliaht, Hakandan sonra en büyük amir durumundaydı. Orduya genelde o kumandanlık ederdi. Böylece devlet işlerinde tecrübe sahibi olurdu.
Seçimin Şekli
Eski Türklerde Hakan’ın, Kut’u Gök Tanrı’dan aldığına inanılmaktaydı. Ancak bu Kut verilme nasıl olmaktaydı?
Kut verilme takdir anlamındaydı. Çünkü seçim tamamen o devirde olabilecek demokratik usullerle yapılıyordu. Hakan seçmek için Kurultay toplanıyordu. Kurultaya Beyler ve ileri gelen kişilerden başka halk da katılabiliyordu.
Kurultayda Hakan seçilen kişi, artık ülkenin meşru Hakan’ı oluyordu. Tanrı Kut’u ona nasip etmişti. Hakan seçildikten sonra cülus merasimi düzenleniyordu. Göğe çıkar gibi tahta çıkma töreni denilen bu tören şu şekilde cereyan ediyordu: Hakan, keçe üzerine oturtuluyor ve dokuz defa döndürülüyor, her dönüşte halkı selamlıyor, sonuçta dokuzuncu semadaki tanrının yanına ulaştığına inanılıyordu.Muhtemelen bu törenin devamı olarak beyler, vezirlerle bir araya gelip saray ortasına bir siyah keçe döşeyip Hakan’ı getirip keçenin üzerine oturtuyorlardı. Beyaz elbise içindeki beyler, yeni Hakan’a bağlılıklarını “Yukarıda güneşe bak, bâki olan tanrıyı itiraf eyle. Sen onun gölgesisin. Kendi tedbirini onun muradına uydur. Aksi halde sana sadece bu siyah keçe kalır” şeklinde bildiriyorlardı. Sonra kırmızı elbiseler giyip başlarına birer sorguç (kotuz) takıyor ve Hakan’a taç giydiriyorlardı.
Bunun ardından Hakan’a yemin ettirildiğini görüyoruz. Buna göre, seçilen Hakan’ın boynu ipek bir kaytanla sıkılıyor ve kaç yıl kağan olarak kalacağı soruluyordu. Bu bir nevi hizmet isteme andı olarak değerlendirilmektedir.
Zorla Ele Geçirme
Eski Türklerde Hakanlığın zorla ele geçirilmesine de rastlanırdı. Bazen Hakanlar, zayıf düşmeleri, memleketi iyi yönetememeleri sonucunda azlediliyor ve yerlerine aynı hanedandan başka birisi seçiliyordu. Fakat azledilen Hakanlar, kendi taraftarları ile isyan edip, tekrar Hakanlığ’ı elde etmeye çalıştıkları da oluyordu. Bu karışıklığı fırsat bilen Beylerden bazıları her iki Hakanı ve sülalelerini ortadan kaldırarak, kutun kendi sülalelerine verildiğini belirtip Hakanlığı zorla ele geçiriyorlardı. Fakat Hakanlığ’ı bu şekilde elde etmiş olanlara gâsıp gözüyle bakıldığından bu saltanat uzun ömürlü olmuyordu.
Hakanın Görev ve Yetkileri
1. Yasama
Eski Türklerde hukuk kurallarına yasağ veya daha yaygın ifadesi ile töre dendiğini görüyoruz.Göktürk kitabelerinde Bumin ve İstemi Kağanların halkın töresini kanunlaştırdıkları anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Kutadgu Bilig’de de Hakan’ın koyduğu kurallara töre dendiğine şahit oluyoruz. Özellikle de devletler kurulduğu zaman Kurultay toplanıp töreyi (burada anayasayı) tespit ediyordu. Daha sonra ise Hakan, kurultaylara kanun teklif edebildiği gibi kendisi de kanun koyabilirdi.
2. Yürütme
“Tanrı irade ettiği ve kendi talihim olduğu için hakan mevkiine oturdum. Yoksul, fakir milleti hep toplattım. Fakir kavmi zengin kıldım. Az kavmi çok kıldım”.”İnsanoğulları üzerine ecdadım Bumin Hakan, İstemi Hakan tahta oturmuş, oturarak Türk milletinin ülkesini, türesini idare ve tanzim edivermiş… Asker sevk edip dört taraftaki kavmi hep itaat altına almış, hep muti kılmış…”.Kül Tegin (Köl-tigin) ve Bilge Han yazıtlarından alınan bu ifadelerden şu hükümleri çıkarmak mümkündür: Eski Türklerde Hakan, devletin ve yürütmenin başıydı. Özellikle yürütmeye ilişkin büyük yetkilere sahipti. Han, devletin başı ve hakimiyetin temsilcisiydi. Hakan, devleti millî törelere göre idare ederdi. Halkın güvenliğini, sağlığını, iktisadi durumunu, açlığını, tokluğunu düşünmek durumundaydı. Hakan, savaş esnasında ordunun baş kumandanıydı. Devletin sınırlarını korumak, halkın rahatını sağlamak ve devletin ününü korumak sorumluluğu altındaydı. Ayrıca Türk Hakanı, halkın kalbini kazanmak, halkı Türk devlet felsefesine göre korumak, eğitmek, kaçmış, dağılmış beylikleri toplamak durumundaydı.
3. Yargı
Hakan, devletin başı olmakla yargının da başkanı idi. “Yargu” denen yüksek devlet mahkemesine Hakan başkanlık yapmaktaydı. Özellikle kendisine karşı girişilen isyan ve süikast teşebbüslerinde Hakan’ın bizzat yargılama yaptığını gösteren bilgiler vardır. Mesela Atilla kendisine süikast hazırlayan suçlulardan Bigila’yı bir kurul önünde sorgulamıştır.Devlet başkanına isyanın cezası ölümdü. Cezalar, Hakan tarafından infaz edilmekteydi. Merkezden uzak yerleşim alanlarında ve daha sonraları merkezde de yargılama yapmak üzere görevliler atandığını görüyoruz.
F. Hakan’a Yardımcı Olan Kurumlar
Kurultay
Kurultay, Türkçe kurul ile Moğolca tay ekinin birleşmesinden oluşmuş bir kavram olup danışma meclisi anlamına gelmekteydi. Aynı anlamı ifade etmek üzere Toy kavramı da kullanılırdı.Eski Türklerde devlet işlerinin yürütülmesinde devlet başkanına her açıdan yardımcı olan kurumların başında Kurultay veya Toy gelirdi. Bu durumda Kurultay, devlet yönetiminin temelini oluşturan bir kurumdu.Bütün devlet işleri orada bilen kişilere danışılarak halledilirdi. Dolayısıyla eski Türklerin “Geniş elbise parçalanmaz, danışmakla gelişen bilgi bozuk ve kötü çıkmaz” prensibini kendilerine rehber edindiklerini görüyoruz.
Eski Türklerdeki Kurultayları Küçük ve Büyük Kurultay olarak ikiye ayırarak incelemek gerekecektir. Küçük Kurultay halkın katılımı ile Beylerin seçildiği kurultaydı. Boy’un ileri gelenleri zaman zaman toplanarak Boy’a ilişkin hususları görüşürler, bazen bunlara halk da katılırdı. Başka bir ifade ile bu kurultaylar dini ve milli bayramlar şeklinde geçer sonra da devlet işleri görüşülürdü. Büyük Kurultaylar ise, beyler, yüksek dereceli devlet memurları ile halkın ileri gelenleri katılır ve Hakan seçiminden savaş ve barış ilanına kadar bütün devlet meseleleri burada görüşülürdü.Bu törene katılmamak itaatsizlik anlamı taşıyordu.
Kurultaylarda Hakan’ın sağ tarafında vezirler (genellikle dokuz vezir vardır), beyler ve komutanlar yer alır; sol tarafında ise memleketin ileri gelenleri ve memurlar otururdu.Basit bir devlet meselesi için dahi kurultay toplanırdı ve alınan karar halka duyurulurdu.
Sonuç olarak, eski Türklerde Hakan’ın devlet işlerini görürken danıştığı bir Kurultay vardı. Böylece halk yönetime katılmış oluyordu. Hakan’ın seçimi veya görevini yapamadığı durumlarda azli, Kurultay’ın göreviydi. Kararların nasıl alındığına ilişkin elimizde bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte Hakan’ın Kurultay kararı ile bağlı olmadığı, Kurultay’ın kararının aksini yapabileceği, fakat bu durumda sonuca da kendisinin katlanacağını söylemek gerekir.
Vezaret (Ayuki)
Eski Türklerde Ayuki hükümet anlamına gelen bir kavramdı. Bu kurum Hakan’ın devlet yönetiminde en önemli yardımcısı idi. Üyelerine “buyruk” denirdi. Ayukiye, Ayguçi başkanlık ederdi.Ayguçi, zaman zaman Kurultay’ı da yönetirdi. Bu durumda son söz yine Hakanındı. Tonyukuk ve Kutlug tarihte ün kazanmış Ayguçilerdi.
Hakanın Sorumluluğu ve Görevden Alınması
Yukarıda da belirtildiği üzere Hakanlar, sınırsız bir yetkiye sahip olmadıkları gibi sorumsuz da değillerdi. Yetkileri sınırlı ve kendilerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekirdi. Aksi takdirde tahttan indirilirlerdi. Nitekim İkinci Göktürk Devleti’nde İnal Hakan iç karışıklıkları önleyemediği gerekçesi ile tahttan indirilmişti.Eski Türklerde tahttan indirilmeyi gerektiren günah, töreyi terk etmekti.
H. Hakanlık Süresi
Eski Türklerde Hakanlık için belirli bir süre öngörülmezdi. Genelde saltanat usulünün uygulandığı ülkelerde olduğu gibi liyakat devam ettiği sürece Hakanlık tahtında oturulurdu. Dolayısıyla Hakanlık, ölüm ya da bir önceki başlıkta incelendiği üzere, azl ile sona ererdi.
Değerlendirme
-Tarih boyunca Türkler küçüklü büyüklü yüzlerce devlet kurmuşlardır. Dirayetli devlet başkanlarına sahip oldukları zamanlarda bu devletlerin ömürleri uzun sürmüştür. Ne kadar layık olursa olsun herkesin devlet başkanı olma hakkı yoktu. Bunun için eski Türklerde büyük anlam ifade eden kut verilmiş aileyi mensup olmak gerekirdi. Kut, devlet ve siyasi hakimiyet anlamına gelen eski Türkçe bir kavramdı.
-Eski Türk inanışına göre Gök-Tanrı belirli ailelere devlet başkanı olma hakkını veriyordu. Bununla birlikte devlet başkanı Tanrı tarafından atanmıyor, halkın ileri gelenleri tarafından seçiliyordu. Bu seçimlere halk da katılabiliyordu.
-Eski Türklerde devlet şekli Monarşi, Hakan da ömür boyu görev yapan bir Monarktı. Hakan töre koyabilir, ülkeyi idare eder, gerektiğinde yargılama da yapabilirdi.
Sonuç olarak şunu ifade etmek isteriz ki, eski Türklerle ilgili elimizde doğrudan yararlanacak kaynakların sınırlı oluşu, mevcutlar da genelde tarihçiler tarafından yazıldığı için devlet başkanlığı gibi hukuki bir kurum için burada yer verilenlerden başka bilgilere sahip olmadığımızı bu sebeple konunun beklenilen derinlikte olmadığını belirtmemiz gerekir. Zamanla bu konuların tatminkar araştırmalara konu yapılması gelecek nesillere için daha sağlıklı değerlendirmeler yapma imkanı sunacaktır.
Kaynak: Türkler Ansiklopedisi İkinci Cilt- Eski Türklerde Devlet Başkanlığı Hakanlık / Yrd.Doç.Dr Osman Kaşıkçı Tuncay Tunç