ZAMAN KISA, MEVZU UZUN,… DİLDAR…!


95_n

Tolga Kenan Aras

Bundan birkaç yıl evvel, tahsil devam ederken,
Soğuk bir kış ayında, karanlık bir akşamdı.
Okul yerleşkesinden, koşar adım çıkarken,
İlginç bir tesadüfle, yollarımız kesişti.

 

 

Saat de ilerlemiş, karanlığa koşarken,
Hava hafif rüzgarlı, biraz sulu kar vardı.
Koşar adım yürümüş, arabama binerken,
Birden garip duyguyla, gözüm ona ilişti.

O an ben ona oda, bana doğru bakarken,
Elinden kitapları, çamura düşürmüştü.
Toparlanıp kitabı, almaya eğilirken,
Belli ki her halinden, elleri üşümüştü.

Bilmediğim sebeple, kısa bir şok yaşarken,
Düşündüm o an Tanrım, onu bana pay yazdı.
Puslu soğuk yağışta, arabamla giderken,
Onu orda öylece, yalnız koymak olmazdı.

Önce ürkek bakışı, gözlerimden kaçarken,
Cesareti toplayıp, davet etmem bir farzdı.
Aklım başımdan gitti, ona kapı açarken,
Sohbet için kelmeler, hem kısıtlı hem azdı.

Bir müddet arabada, sessizce otururken,
Üstünü siler gibi, başı öne eğikti.
İkimizde suskunduk, zaman hızla akarken,
Yaşadığım duygular, hem çok ani hem ilkti.

Artık gitmek zamanı, ben kontağı ararken,
O bana yardım için, teşekkür ediyordu.
Tanışmak isteğiyle, ben adını sorarken,
Sanki dilim tutuldu, birden nutkum kurudu,

A-ca-ba a-dı-nız ne? Sözünü hecelerken,
Hayatımda bu benim, sanki en zor soruydu.
Ağzımda sözlerimi, usulca kekelerken,
Şükür heyecanımı, o benim anlıyordu.

Ben yolda yavaş-yavaş, aracımı sürerken,
O da bir heyecanla, adım Dildar demişti.
Elindeki mendille, ön camları silerken,
Bu edalı tavrıyla, bana umut vermişti.

Sohbet olsun diyerek, ben bir konu açarken,
Sordum acaba Dildar, nereye gidiyordu.
Hiç durmadan anında, cevap verdi çok erken,
Biraz mahcup biraz şen, kız yurduna diyordu.

Ben utanıp sıkılıp, evin yok mu ki derken,
Dedim Dildar okula, nereden geliyordu.
Ben Azerbaycanlıyım, dedi bana gülerken,
Meğer bizim okula, Gence den geliyordu.

Hepsi beş on dakika, bir mesafemiz varken,
Nasıl oldu bu gönlüm, ona böyle ısındı.
Durmak için ben biraz, bahaneler ararken,
Yaklaştığını bana, demek için ıkındı.

Geldik yolun sonuna, hiç bitmesin diyorken,
Mecbur kaldım durdurup, zoraki eyleşmeyi.
Bakışlarımla onu, aşka davet ederken,
Diyemedim ben ona, bir daha görüşmeyi.

Buruk bir tebessümle, bana veda ederken,
Yüzünde de anlamlı, bir ifadesi vardı.
Arkasını dönüp de, hızlı-hızlı yürürken,
Kaybetme duygusuyla, içimi korku sardı.

Günlerce kız yurdunda, sabah akşam beklerken,
Bir tanıyan bulup da, soramadım Dildar’ı.
Öğrendim ki görmüşler, memlekete giderken,
Kaybettim bir daha hiç, göremedim Dildar’ı.

Hikâye de aslolan, heceleri dokurken,
Yaşananlar çok uzun, zaman ise pek azdı.
Ben söyleyim sizlere, siz bunları okurken,
Bu “giz”li hikayeyi, şair Aras bey yazdı.