ESKİ TÜRKLER’DE GİYİM TARZI


4древние тюркиBugünkü konumuz eski Türklerin giyin kuşam tarzı ve geleneğidir.
Bozkır Türkleri giyim eşyalarını koyun, kuzu, sığır, tilki ve av hayvanlarının derisi ile koyun, keçi, deve yününden yaparlardı. Eski Türkler ayrıca bez dokurlar, giyecekleri için de kendir yetiştirirlerdi. Yün kumaş ve bezden iç çamaşırı yapar, ürettikleri yün kumaş ve keçeleri başta Çin olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ederlerdi. MÖ 1. yüzyıldan kalma bir Asya Büyük Hun hükümdar ailesine ait Noyun-Ula kurganında, 20 çeşit ipekli kumaş ile birlikte üzerine bir Hun Türkü’nün portresi işlenmiş olan yün kumaş ve süslü keçeler bulunmuştur.
Bilindiği üzere yeryüzünde atı ilk evcilleştiren ve atı binek hayvanı olarak kullanan ilk kavim, Türkler’dir. Yeryüzünün ilk atlı milleti olan Türkler, pantolon ve ceketi ilk kullanan kavim de olmuşlardır. Çünkü pantolon ve ceket süvari giysisidir ve bir süvarinin içinde en rahat edeceği giyecekler pantolon ve cekettir. Dünyada pantolon ve ceket kullanımı ilk olarak Türkler’de, daha sonra da Türkler’le yakın ilişki içinde olan milletlerde görülmüştür. Romalılar ketenden gömlek yapıp giymesini Hun Türkleri’nden öğrenmişlerdir. Kazar (=Hazar) konçuyu (=prensesi) Çiçek’in Bizans sarayına gelin gittiği zaman giydiği Türk tipi imparatoriçelik giysisi, daha sonra Çiçekion adıyla Bizans’ta moda olmuştur. Bugünkü çağdaş giysi tipinin ilk örneği olan bozkır tarzı giyim-kuşam, Çin’de MÖ 4. yüzyıldan, Avrupa’da MS 5. yüzyıldan, Bizans’ta ise MS 6. yüzyıldan sonra Türk usûlüne göre yapılan askerî ıslahatlar sonucu dünyaya yayılmıştır. Adı geçen kavimler Türkler’le temas kurmadan önce bol ve uzun entari biçimindeki giysiler giyerlerdi. Bunu, bu kavimlerin Türkler’le temasa geçmeden önceki dönemlerinden kalan yontu, kabartma ve resimlerinden kolayca anlayabiliriz.
Altaylar’daki Pazırık kurganının Büyük Hun Devleti zamanına tarihlenen katlarında buzlar arasında korunup günümüze değin çürümeden gelen gömlekler ve başka giysiler, Türk giysilerinin ilginç örneklerindendir. İkinci Pazırık kurganında bulunan önü kapalı bir gömlek, yine Hunlar’dan kalmış Noyun-Ula’daki gömleklere çok benzemektedir. Katanda kurganında da bu tür bir gömleğe rastlanmıştır. Pazırık gömleğinin üzerinde altın süsler vardır. Ayrıca üçüncü kurganda, giysilerin fiyonk biçiminde düğümlenmiş kuşakları da bulunmuştur. Bu eserlerin yanında Türk kaftanlarına da rastlanmaktadır. Pazırık ve Noyun-Ula kurganları, bulunan eserlerin kanıtladığına göre aynı kültürün ürünleridir. Yine bu kurganlarda ele geçen keçe çoraplar, taraklar ve aynalar bize o çağın yaşam biçimi hakkında bilgi vermektedir. Keçe çorap ve çizme, Türkler’e özgü kültür ürünleridir. Ayrıca üstüne basarak belirtmek gerekir ki Pazırık’ta bulunan ve mumyalandıkları için etraflıca incelenebilen iskeletler, Türkler’in ilk ataları olan Andronova İnsanları gibi beyaz ve turanid ırktandır. Pazırıkta bulunan cesetlerin gövdeleri döğmelerle süslemiştir. Kimi cesetlerin gövdelerinin hem arkaları, hem önleri baştan ayağa değin döğmelenmiştir.
Katanda kurganlarının Kök Türk dönemine ait katlarında ipek ve kürklü giysiler bulunmuştur. Katanda kurganında, giysilerin yanında pantolonlar da kürkle süsülüdür. Kurganda ele geçen kaftanın kolları uzun, kolların ağızları da dardır. Yine Kök Türk döneminden kalma Tuyahta’da açılan kurganların birindeki ölünün giysisi üç kattır. Üst kısıma giyilen giysi koyu kırmızı, ortadaki yeşilimsi, alttaki de altın sarısı ipekten yapılmıştır.
Soğuk ve sıcak havalarda ayrı ayrı pelerinler kullanan Türkler, ayaklarına çizme, başlarına da börk giyerlerdi. İleri gelenler ile makam sahipleri, başlıklarının daha uzun ve gösterişli olmasından tanınırlardı ki aynı gelenek Osmanlılar’da da vardır. Savaş zamanlarında ise başa tolga (=miğfer) giyilir, gövdeyi ve savaş atlarını korumak için yarık denilen zırhlar kullanılırdı.
Eski Türkler küpe de kullanırlardı. Bunu, Eski Türkler’den kalma yontu ve yer altı buluntularından anlıyoruz. Yontulardaki küpeler, kulağa takılan bir halka ile bu halkaya bağlanmış bir ekten oluşmaktaydı. Yalnızca bir halka biçiminde olanları da vardır. Yontulardan, küpelerin ucunda değerli bir taş olduğunu da anlıyoruz. Kök Türk çağında Altay bölgesinde daha çok halka biçimindeki küpeler vardı. Kudirge kurganlarında bulunan tunç küpeler, Altay bölgesini temsil eden önemli eserlerdendir. Kudirge kurganlarındaki küpeler, yontulardaki küpelere tamamen benzedikleri gibi, Avar ve Macar kültürüne ait küpelerinde ilk örneklerini teşkil ederler. Küpeler, Bulgar Türkleri’nin geleneklerinde de çok yayılmış idi. Bulgar Türkleri’nde bazan küpe olarak büyük halkalar da kullanılmıştır.
Hemen hemen bütün Orta Asya yontularının belinde bir kemer ile bu kemerin yanlarından sarkan birer süs uçları bulunur. Kuray ve Kudirge kurganlarındaki Kök Türk buluntuları da bu kemerlerin varlığını ortaya koyar. Buluntulardan anlaşıldığına göre kemer kayışının üzeri maden plakalarla süslenirdi. Kemerden sarkan uçların hepsi aynı boyda olmazdı; çeşitli motiflerle süslenmiş bu uçlar ayrı boyda olurdu. Bu kemer biçimi Turfan’da, Uygurlar’da ve Avrupa Avarları’nda çok yayılmıştır. Altaylar’da, bilhassa bugünkü Tuva topraklarında bulunan yontularda, bu tür kemer uçlarına çok rastlanır.